5 Mayıs 2008 Pazartesi

'' Atlas Vazgeçti ''

Bir kez daha geldim hüzünlü şehrime sessizce .. Soğuk karanlığıyla karşıladı beni önceki gelişlerimden farksız olarak … ilk duyumsamam ‘’eylül’’ oldu .. ürperişim beklediğim huzurun tetikçisiydi .. Yüklerim , onun bana yüklediklerinden daha ağır olmadı hiçbir zaman.. ağrılarım yorgunluktan değil kapatamadığım yaralarımdan … yalnızlıkta koymadı çoğu zaman bana ..aksine yalnızken hep daha gerçek olduğunu düşündüm hayatın .. soluğumu kesen tek bir kelime oldu yaşamımda hep ..özlemini duyduğum ve zamanını yine onun saptadığı anlarda duyabildiğim cümlecikler silsilesi .. suskun dudaklarımı kanata kanata kıpırdatıp, ruhumdaki uyanmış tebessümlerin başlangıcı ..

Geldim işte bu umutsuz , miadı çoktan dolmuş şehrime yine .. daha ne çok yazacak şey varken sayfası bile kalmamış bir deftere bürünen eylüle geldim işte .. bitik bir şarap kadehinde kalan tortuya dokundum , ruhum yapış yapış oldu. korktum !
Susmaya geldim Eylül konuştukça … keskin kiniyle bilenmeye kalktım acıları yok sayarak ..
Teslim mi olmalıydım bu deli saçması hatıralara .. üstelik Eylül’de kızıl bir asilik sunmuşken ayaklarıma , tepmeli miyim sensizliklere bölünmüş huzurlarımı ?
Eylül ‘ üm saklayacak mı açık yaralarımı , paramparça olmuş bir bedeni yeniden saracak mı kinim? Şimdi gitmeli miyim dokuz doğuran saatlerde ? bu kez ve ilk kez , zamansız ?? ,

Ve işte yine geldim gitmek üzere bu solgun soluk şehrime … ıslak bir kaldırıma adım attım ; sıçrayan su paçalarımı değil gözlerimi ıslattı .. kanattı gözbebeklerimi .. yeşermek üzere gidip yapraklarımı soldurmaya gelmiştim, anladım .. gitme vakti gelmelere kucak açıyorum eylülle .. zaman depresif hallerde .. akrep yorgun ve durmakta artık ..yelkovan umursamaz bir hevesle dönmekte … bense ölmekteyim sizin göremediklerinizle .. tutamadıklarınızı tutmaktayım parçalanan ellerimle ..
Her birinizi tek tek gömmekteyim duyamadığınız sessiz sevişmelerimde ..

Geldim hiç gidemediğim sınırları silik şehrime .. gel-git lerin her birine ayrı cenaze törenleri düzenleyerek , ölmelere dua ederek üstelik. şimdi tutuk bir silah dayamışım şakağımın tam ortasına .. tutuklamışım içimdeki sevinçleri. Bakıp da görebilmeleri yasaklar zinciriyle daha bir sıkı bağlamışım.. gün doğuyor.. ben ölüyorum .o yine doğacak yarın inadına ve bi türlü ölemeyen ben öleceğim .. ruhsuz uykulara dalacağım ... dalıp dalıp batacağım .. battıkça acıtacak sarsılmayan gerçeklerim .kendime gelip, gelip gidip ölemeyeceğim …

Ve işte şimdi gidiyorum bu ruhu sönük şehirden … küflü bedenler bırakarak yol alıyorum-
üstelik kendinizi hiç bulamadığınız benliklerinizden ..

Hoşça kal silik ruhum , hoşça kal karşılaşamadığım yüce aşklarım ..
Gözyaşlarım , depresif hallerim sizde hoşçakalın ..

Hoşça kal şehirdeki dünyam , aydınlanamayan ışığım ..
sömürülmüş yaşanmışlıklar hoşçakalın ..

sen de hoşça kal raydan çıkmış Sonbahar(ım) ..

artık her şeyi arkada bırakıyorum ..
bana bahşedilen tüm anıları geride bırakarak üstelik ..
yangınları izliyorum .. külleşiyor ruhlar bile ..
şimdi ise ‘Atlas beni(m) ve ben Vazgeçiyor(m) ! ‘

Hiç yorum yok: